Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen 10. TRT World Forum kapsamında gerçekleştirilen "Algoritmik Çağda Kontrol Kimde?
Şirketler, Devletler, Vatandaşlar" başlıklı oturumda önemli açıklamalarda bulundu. "Merkezsiz Dünya: Kurallar Geçersiz Kaldığında Kim Liderlik Eder?" temasıyla düzenlenen etkinlikte konuşan Duran, dijital devrimin getirdiği algoritmik çağda kontrolün kimde olduğu sorusunun, bir egemenlik ve adalet meselesi olarak ele alınması gerektiğini belirtti.
Algoritmaların gazetecilik üzerindeki etkisi
Geçmişteki "eşik bekçisi" gazetecilik dönemini hatırlatan Duran, o dönemde her editoryal kararın arkasında kimliği belli, mesleki sorumlulukları olan ve hesap sorulabilen insanların bulunduğunu ifade etti. "Dijital dünyanın geleceğini hiçbir zaman yalnızca birkaç güçlü aktörün eline bırakamayacağımıza yürekten inanıyorum.
Bir millet, verilerini koruyabilecek, kültürel kimliğini muhafaza edebilecek ve kendi hikayesini dünyaya anlatabilecek kapasiteye sahip olmalıdır" diyen Duran, günümüzde ise bu kararların arkasında hesap sorulabilecek bir yüzün olmadığını vurguladı. "Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki dijital devrimin şekillendirdiği algoritmik çağda kontrol kimde?" sorusunu yineleyen Duran, algoritmaların tarafsız olmadığını, arkalarında ticari veya siyasi çıkarların bulunduğunu belirtti.
Bir avuç şirketin insanların neyi göreceğini kontrol etmesinin, ne düşüneceklerini de şekillendirdiğini ifade eden Duran, bu durumun gazetecilik faaliyetlerini de olumsuz etkilediğini dile getirdi.
Dijital egemenlik ve kültürel hafıza
Algoritmik çağın sadece bilgiyi değil, ortak hafızayı da tehdit ettiğini belirten İletişim Başkanı, genç nesillerin kültürel miraslarını dijital platformlar üzerinden keşfetmesinin ciddi bir mesele olduğunu söyledi. "Türkiye açısından bu mesele aynı zamanda bir dijital egemenlik meselesidir" diyen Duran, teknolojik ilerlemenin insan haklarına ve bağımsız tercihlere saygı duyması gerektiğini vurguladı.
Teknoloji şirketlerinin devasa verileri kontrol ettiğini ve devletlerin dahi bu soruya tek başına cevap veremediğini belirten Duran, "Şimdi de okuduğumuz ve izlediğimiz içeriklerin, ticari çıkarlar ve davranışlarımıza ilişkin tahminler doğrultusunda seçildiğinde neler yaşandığını düşünelim. Biz hala kendi kanaatlerimizi özgürce mi oluşturuyoruz?
Yoksa kanaatlerimiz bizim adımıza mı şekillendiriliyor? Bazı düşünürler, güçlü teknoloji şirketlerine yönelik giderek artan bu bağımlılığı tekno-feodalizm kavramıyla açıklıyor" ifadelerini kullandı.
Şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri
Dijital dünyada daha adil bir düzen için üç temel ilkenin şart olduğunu belirten Duran, bunları hesap verebilirlik, algoritmik dağıtımda adalet ve çoğulculuk olarak sıraladı. "Algoritmaların nasıl işlediği konusunda daha fazla şeffaflığa ihtiyacımız var" diyen Duran, insanların içerik kısıtlamalarının nedenlerini anlayabilmesi gerektiğini vurguladı.
Ayrıca, "Dijital dünya, dünyanın kendi çeşitliliğini yansıtmalıdır. Hiçbir ülke, kültür veya şirket bu alanda tek başına hakimiyet kurmamalıdır.
Sayın Cumhurbaşkanımız, 'Dünya beşten büyüktür.' diyerek bu hakikati uluslararası topluma defalarca hatırlatmıştır. Aynı ilkenin dijital dünyaya bakışımıza da yön vermesi gerektiğine inanıyorum" değerlendirmesinde bulundu.
İnsani ve etik bir istikamet
Konuşmasını, kontrolün muhakeme edebilen, hakikati savunan ve sorumluluk alabilen insanların elinde kalması gerektiğini vurgulayarak bitiren Duran, "Yönümüzü algoritmalara teslim etmek yerine algoritmalara insani ve etik bir istikamet kazandırmalıyız" dedi. Duran, bu oturumun daha adil bir dijital düzene giden yolda aydınlatıcı bir adım olacağına inandığını ifade etti.
