Bir şehrin yeni sayfası

Sevgili okurlar, bazı haberler vardır; duyduğunuzda elinizdeki çay bardağını masaya bırakır, "Bir dakika, doğru mu duydum?" dersiniz. 7 Ekim 2026 günü İzmir için öyle bir gündü. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, rozetini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın elinden alarak AK Parti'ye katıldı.

Yıllardır "Burası başka" denen, siyasi rengi neredeyse değişmez sanılan bir şehirden söz ediyoruz. AK Parti, kurulduğundan bu yana ilk kez İzmir Büyükşehir'in yönetiminde; şehrin başında artık merkezdeki iktidarla aynı çatı altında bir başkan var. Bu, kimine göre şaşırtıcı, kimine göre beklenen bir gelişme. Ama bence asıl konuşmamız gereken, bunun siyasi tarafından çok, İzmirlinin gündelik hayatına ne getireceği.

Tugay rozet töreninde şöyle dedi: "En iyi siyasetin de hizmet olduğunu çok kısa sürede anladım ve buna inandım." Gelin, bu cümlenin peşine düşelim ve masaya hep birlikte bakalım.

Ankara ile aynı dili konuşmak

Bir belediyenin gücü yalnızca kendi bütçesiyle sınırlı değildir. Metro, otoyol, körfez temizliği, kentsel dönüşüm gibi büyük işlerin neredeyse tamamında bakanlık onayı, dış kredi izni ya da ortak finansman gerekir. Yani şehir ile Ankara arasındaki yazışmalar ne kadar hızlı cevap bulursa, kepçe de o kadar erken toprağa girer.

Yıllarca İzmir'de en çok duyduğumuz cümlelerden biri "Proje hazır ama onay bekliyor" oldu. Kredi dosyaları bekledi, izinler bekledi, vatandaş da bekledi. Tugay'ın törende vurguladığı yerel yönetim ile merkezi hükümet arasındaki uyum, işte tam bu bekleme salonunu boşaltma iddiası taşıyor.

Nitekim ilk işaretler gecikmedi. Tugay, partiye katılımının hemen ardından Ankara'da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu'nun kapısını çaldı. 27 Ekim'de ise Ticaret Bakanı Ömer Bolat "İzmir için çok daha yakın bir işbirliği ve güçlü bir koordinasyon içerisinde" olacaklarını açıkladı. Masada serbest bölgeler ve uluslararası fuarlar vardı; yani İzmir'in ekmek kapısı olan ticaret ve ihracat.

Masadaki dosyalar

Peki somut olarak neler konuşuluyor? Açıkçası liste, İzmirlinin yıllardır dert yandığı başlıklarla birebir örtüşüyor.

Körfez tüp geçidi. Karşıyaka ile Konak'ı Körfez'in altından raylarla bağlayacak bir proje. Tugay'ın deyişiyle hat Üçyol'a bağlandığında "Mavişehir'den Gaziemir'e kadar kesintisiz bir metro hattımız oluşacak." Sabah Karşıyaka'dan işe gidip trafikte saatlerini kaybeden herkes, bu cümlenin ne anlama geldiğini iyi bilir. Bakan Uraloğlu da projenin olabilirliği üzerine "kafa yoracaklarını" söyledi.

İkinci Çevre Yolu. Bakanlığa göre projesi bitmiş durumda; şimdi finansman ve yapım yöntemi konuşuluyor. Mevcut çevre yolundaki yığılmayı görenler için bu, belki de en çok beklenen haber.

İZBAN. 136 kilometrelik banliyö hattı için kısa, orta ve uzun vadeli adımların atılacağı açıklandı. Bakanlık teknik ekiplerinin yakında İzmir'e gelmesi bekleniyor.

Körfez temizliği ve kentsel dönüşüm. Bakan Kurum ile yapılan görüşmede Körfez'deki kirlilik ve koku sorunu, yağmur suyu ile kanalizasyon hatlarının ayrılması, bekleyen dış krediler ve Karabağlar'da yaklaşık 440 hektarlık kentsel dönüşüm alanı konuşuldu. Deprem gerçeğini 2020'de acı bir şekilde yaşamış bir şehir için riskli binaların dönüşümü, lüks değil zorunluluk.

Önümüzdeki dönemde neler olabilir?

Bu dosyaların hepsi yarın sabah bitmeyecek, bunu hepimiz biliyoruz. Tüp geçit gibi bir proje yıllar sürer; fizibilitesi, finansmanı, ihalesi derken uzun bir yol var. Ama bir projenin "kaderine terk edilmesi" ile "masada, üzerinde çalışılan" bir dosya olması arasında dünyalar kadar fark vardır.

Benim beklentim şu: Önümüzdeki aylarda en hızlı sonuç verecek alanlar, onay ve izin bekleyen işler olacak. Bekleyen dış kredi dosyalarının hızlanması, altyapı ve Körfez yatırımlarının önünü açabilir. Bakanlık teknik ekiplerinin sahaya inmesiyle İZBAN'daki aksaklıklar için kısa vadeli çözümler görebiliriz. Kentsel dönüşümde Karabağlar örneği başarılı olursa, aynı model başka ilçelere de taşınabilir. Ticaret Bakanlığı ile kurulan yakın temas da fuarlar ve serbest bölgeler üzerinden İzmir'in ihracat gücüne yeni bir soluk getirebilir.

Tabii madalyonun bir de öbür yüzü var. AK Parti, İzmir Büyükşehir Meclisi'nde çoğunluğa sahip değil; yani şehrin gelişimi için meclisteki farklı partilerden üyelerle de uzlaşmak gerekecek. Bence bu bir engel değil, bir fırsat. Ankara ile kurulan köprü, meclisteki diyalogla da desteklenirse kazanan yine İzmir olur.

Son söz: Hizmete bakalım

Sevgili İzmirliler, şehrimiz yıllardır siyasetin en çok konuşulduğu, ama hizmetin en çok beklendiği yerlerden biri oldu. Şimdi farklı bir döneme girdik. Bu dönemi yalnızca rozetler ve parti renkleri üzerinden değerlendirmek yerine, metro hattının ilerleyişiyle, Körfez'in kokusunun azalmasıyla, çevre yolundaki trafikle, güvenli konutlarla ölçelim.

Çünkü günün sonunda Karşıyaka'dan Konak'a daha kısa sürede gitmek, çocuklarımızı depreme dayanıklı binalarda büyütmek, Körfez'in kıyısında rahatça nefes almak hepimizin ortak dileği. Kim hangi partiye oy verirse versin.

Tugay'ın söylediği gibi, "İzmir'i ayağa kaldırmak, sorunlarını çözmek" için yola çıkıldıysa, biz de bu yolculuğu yakından takip edeceğiz. Adım atıldıkça alkışlayacağız, geciken olursa hatırlatacağız. Timer Haber olarak sözümüz bu.

Sizce İzmir'de öncelik hangisi olmalı? Metro mu, çevre yolu mu, Körfez mi? Yorumlarınızı bekliyorum.